![]()
![]()
İlk izlerine Adnan menderes döneminde rastlayıp, o günlerden bu günlere kadar sürekli iç içe yaşadığımız bir sistemden bahsediyorum. Bu sistem nasıl oluyorsa kendini devlet olarak gösteriyor, devletten kendini büyük görüyor ki ülkemizde yapılan darbelerin arkasındaki yapılanma olarak günümüzde belgelerle ortaya çıkmaya başladı. Kimileri buna derin devlet, teşkilat, örgüt vs. değişik isimlerle hitap etti. Ama kim oldukları ortaya çıkmadı. Son olarak “AKP ve GÜLEN’i bitirme planı” adı altında taraf gazetesinde ortaya atılan iddialar yine aynı yapılanmanın izlerini taşıyordu. Ordu kendi elemanını savunurken, ortaya çıkarılan deliller suçluyordu. Mahkeme bu belgeyi hazırlayan dursun çiçeği tutukladı. Ama nasıl oldu bilinmez birkaç gün içinde başka bir Hakim serbest bıraktı. Belge için sahte, fotokopi, düzmece denildi üzeri örtbas edildi. Ama şimdi yine açılan bu belge ortalığı karıştırdı. Çünkü sahte, fotokopi, düzmece denilen belgenin orijinali bulundu. Islak imza olduğu belirlenen belge, Dursun ÇİÇEK imzalı ve yine gündemi değiştirmeye yetti. Şimdi bütün konunun genelinde dikkat edilmesi gereken önemli ayrıntılar var. Albay Dursun ÇİÇEK, belgeyi hazırladığını reddetti. Ama önemli bir konu bu. Çünkü AKP hükümeti iktidara geldiğinden beri sürekli bu tür belgeler gündeme getirilmeye çalışılıyor. Hala milleti istediği gibi yönlendirmeye çalışanlar kim? Hala gündemi istediği gibi yönlendirenler kim? Hala kendisi devletten, hükümetten büyük görenler kim? Yönetimi istedikleri gibi değiştirmeye çalışanlar kim? Bu soruların cevabını genel olarak düşündüğümüz de Adnan menderes dönemine kadar geri gidip benzerlikleri bulabiliriz. Yapılan planlar bizlerin yıllarca dilden dile duyduğu şekilde hazırlanmış. Yani hep aynı senaryo oynuyor. Bir millet askerine güvenmezse kime güvenebilir ki. Asker kendini devletten ve milletten üstün görüyorsa bu ülkede demokrasi ve yeniliklerden bahsetmek çok zor. Çünkü sürekli olarak başında eli silahlı ve sadece kendi çıkarlarına göre hareket eden bir yönetim sistemi var. Böyle bir ortamda ne kadar demokrasiden bahsedilebilir. Askerimiz milletimizin en çok güvendiği bir oluşum olmalı ve askerimizin başında ki Genel Kurmay Başkanımız en güvenilen ve adaletine inanılan bir insan olmalı. Ama gel gör ki sayın Genel Kurmay Başkanımız Albay Dursun ÇİÇEK’i savunmaktan vazgeçmiyor. Suç unsuru olarak gösterilen belgenin orijinali dahi bulunmuş olmasına rağmen bu tavrından vazgeçmiyor. bu konuda yapılması gereken asıl görev bir şüphe varsa araştırmak, ifadesini almak, suçu varsa yargılamak, yoksa tabiki serbest bırakmak. Bu davranışlar bana Ergenekon terör örgütünün haklılığını savunan Baykal’ı hatırlattı. Bu mantığı anlamak mümkün değil. Devlet içinde devlet olmuş bir örgüt açığa çıkarılmış. Ülkemizdeki birçok cinayetin sorumluları olduğu kanıtlanmış, öldürdükleri birçok önemli insan nedeniyle bu ülkeyi çıkmaza sokmaya çalışmış, ordu içinde bir örgüt kurmuş olan ve bu suçlardan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis istenen bu örgüt için, “ben Ergenekon’un avukatıyım” diyen Baykal, acaba neyi savunduğunun farkında mı? Yoksa bende bu örgütten biriyim mi demeye çalışıyor? Anlamak mümkün değil. Bu ülke için en doğru olanı bağımsız bir millet, siyasete karışmayan bir asker ve ülkenin refahı için çalışan devlet adamlarıdır. Ama günümüze bakılacak olursa, büyük hayaller mi kuruyoruz demekten kendimi alamıyorum... AKIN ALTIN